* CHP Pınarhisar İlçe Kadın Kolları Başkanı Nermin Çapkur; “Kadınların omuzlarından yükselecek mücadele ve örgütlülük ile, gece yarısı operasyonlarıyla gasp edilen haklarımızı en kısa sürede geri alacağız.”HABERGülcan KUTLUResmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Türkiye Cumhuriyeti İstanbul Sözleşmesi'nden ayrıldı. Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasını taşıyan 3718 sayılı kararın "9. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 3. maddesi gereğince" alındığı açıklandı. İstanbul Sözleşmesi'nin feshedilmesine ilişkin son dakika kararı yayımlanması ile resmen yürürlüğe girdi. Fesih kararının yayınlanmasının ardından birçok kesimden tepkiler geldi.CHP Pınarhisar İlçe Kadın Kolları, Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden Cumhurbaşkanlığı kararıyla ayrılmasına ilişkin parti binasında bir basın açıklaması yaptı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Pınarhisar Kadın Kolları Başkanı Nermin Çapkur yaptığı açıklamada; sözleşmenin kadına yönelik şiddeti önlemede meseleyi, önleyici ve koruyucu tedbirler bağlamında bütüncül bir yaklaşımla ele aldığını belirterek, Türkiye’nin sözleşmeyi ilk imzalayan ve meclisinde ilk onaylayan ülke olduğunu hatırlattı. Nermin Çapkur; “Üstelik 2011 yılında kendi imzaladıkları bu sözleşmeyi topluma da gururla duyurmuşlardı” dedi.
Nermin Çapkur, basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi; “Dün gece yarısı Resmi Gazete’de yayımlanan, Cumhurbaşkanı kararı ile Türkiye; kadın haklarını savunan ve AİHM kurallarını esas alan bir insan hakları sözleşmesi olan ‘İstanbul Sözleşmesi’nden ayrıldı.
Karanlık bir dönemden geçiyoruz. Şiddetin yükseldiği ve en temel insan hakları ihlallerinin sıradanlaştığı bu süreçte kadına karşı şiddet, ev içi şiddet ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddete ilişkin en kapsamlı tanımlamaların yapıldığı ‘İstanbul Sözleşmesi’ne, en fazla ihtiyaç olunduğu bu dönemde, bu ani karar kabul edilemez.
Erdoğan’ın Şubat 2020’de “Yeniden gözden geçireceğiz” demesiyle başlayan süreç, Türkiye’nin sözleşmeden çekilmesiyle tamamlandı. Bu süre zarfında kimi iktidar temsilcileri ve iktidara yakın bazı vakıf ve dernekler, sözleşmenin ‘Türk aile yapısına aykırılıklar taşıdığını’ savunmuştu. Oysa kadına yönelik şiddeti önlemede meseleyi, önleyici ve koruyucu tedbirler bağlamında bütüncül bir yaklaşımla ele alan Sözleşme, Türkiye açısından çok önemli. Çünkü Türkiye, sözleşmeyi hem ilk imzalayan hem de meclisinde ilk onaylayan ülke.
Üstelik 2011 yılında kendi imzaladıkları bu sözleşmeyi topluma da gururla duyurmuşlardı.
Ancak, maalesef özellikle son 5 yıla baktığımızda, sözleşmenin uygulanması ve bu yükümlülüklerin sağlanması açısından hiçbir yeterli adım atılmamıştır.
Toplumun her kesiminden oluşan milyonlarca kadını görmezden gelemezsiniz, susturamazsınız. Kadınların haklı mücadelesini hiçe sayamazsınız. Ölen kadınlar isyanımızdır. Vazgeçmeyeceğiz. Kadınların omuzlarından yükselecek mücadele ve örgütlülük ile, gece yarısı operasyonlarıyla gasp edilen haklarımızı en kısa sürede geri alacağız.”
Nermin Çapkur, basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi; “Dün gece yarısı Resmi Gazete’de yayımlanan, Cumhurbaşkanı kararı ile Türkiye; kadın haklarını savunan ve AİHM kurallarını esas alan bir insan hakları sözleşmesi olan ‘İstanbul Sözleşmesi’nden ayrıldı.
Karanlık bir dönemden geçiyoruz. Şiddetin yükseldiği ve en temel insan hakları ihlallerinin sıradanlaştığı bu süreçte kadına karşı şiddet, ev içi şiddet ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddete ilişkin en kapsamlı tanımlamaların yapıldığı ‘İstanbul Sözleşmesi’ne, en fazla ihtiyaç olunduğu bu dönemde, bu ani karar kabul edilemez.
Erdoğan’ın Şubat 2020’de “Yeniden gözden geçireceğiz” demesiyle başlayan süreç, Türkiye’nin sözleşmeden çekilmesiyle tamamlandı. Bu süre zarfında kimi iktidar temsilcileri ve iktidara yakın bazı vakıf ve dernekler, sözleşmenin ‘Türk aile yapısına aykırılıklar taşıdığını’ savunmuştu. Oysa kadına yönelik şiddeti önlemede meseleyi, önleyici ve koruyucu tedbirler bağlamında bütüncül bir yaklaşımla ele alan Sözleşme, Türkiye açısından çok önemli. Çünkü Türkiye, sözleşmeyi hem ilk imzalayan hem de meclisinde ilk onaylayan ülke.
Üstelik 2011 yılında kendi imzaladıkları bu sözleşmeyi topluma da gururla duyurmuşlardı.
Ancak, maalesef özellikle son 5 yıla baktığımızda, sözleşmenin uygulanması ve bu yükümlülüklerin sağlanması açısından hiçbir yeterli adım atılmamıştır.
Toplumun her kesiminden oluşan milyonlarca kadını görmezden gelemezsiniz, susturamazsınız. Kadınların haklı mücadelesini hiçe sayamazsınız. Ölen kadınlar isyanımızdır. Vazgeçmeyeceğiz. Kadınların omuzlarından yükselecek mücadele ve örgütlülük ile, gece yarısı operasyonlarıyla gasp edilen haklarımızı en kısa sürede geri alacağız.”






